İklim birleştirir, iklim güçlendirir, iklim iyileştirir - Dünya Saati 2022 - WWF dunyasaati.org
 

Genelİklim birleştirir, iklim güçlendirir, iklim iyileştirir

18 Mart 2022
https://www.dunyasaati.org/wp-content/uploads/2022/03/WhatsApp-Image-2022-03-18-at-10.49.12-1280x720.jpeg

İklim krizinin etkilerinin doğamızda, yaşamımızda ve ekonomimizde giderek artan ölçekte hissedildiğinin inkâr edilemeyeceği bir döneme girdik. Bu krizle mücadelede atılması gereken adımların aciliyetinin ve kapsamının bilincinde olmak, varoluşsal bir sorumluluğu ve hak arayışını da beraberinde getiriyor.

“İklim bilinci” olarak adlandırdığım bu farkındalığın ve duyarlılığın artması elbette olumlu bir gelişme. Ancak antroposen çağının nesli her ne kadar daha bilinçli, içgörülü ve bütünsel bir perspektifle yola devam etse de yeri geldiğinde, aslında belki de tam bu yüzden, karamsarlığa kapılmaktan ve çaresizlik hissinden muaf değil.

Bir yandan baktığımızda 1992 yılında Rio Dünya Zirvesi ile başlayan, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ile vücut bulan ve Kyoto Protokolü’yle devam eden küresel iklim rejimi, 30 yılın ardından çok daha farklı bir konumda. Paris Anlaşması’yla inşa edilen yeni iklim düzeni ve bununla eşgüdümlü giden biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğru yolda olduğumuzun ve kritik gelişmeler kaydettiğimizin göstergeleri.

 

Geçtiğimiz haftalardan bu yana içinden geçmekte olduğumuz süreç, bu duruma bir örnek niteliğinde:

  • Tamamlanan İklim Şûrası’ndan Türkiye’nin 2053 yılında net-sıfır olma hedefi doğrultusunda anlamlı, iddialı, rasyonel ve katılımcı bir strateji ve eylem planı çıkması amaçlanırken gerek süreç gerekse alınan tavsiye kararlar hayal kırıklığı yarattı. Emisyon azaltımında ivedilikle ele alınması gereken kömürden çıkış politika ve eylemlerine dair bir adım atılmamasının yanı sıra enerji sepetine gaz ve nükleeri eklemeyi öngören yaklaşım öne çıkan en çelişkili kararlar oldu.
  • Kömürü içeren ekonominin bir seçenek olmadığının genel geçerliğine rağmen “kimseye ait olmayan ve herkese ait olan” zeytinliklerin madenciliğine açılmasına izin veren yürütme kararı toplumu tabir-i caizse afallattı.
  • Yapılan yeni bir düzenlemeyle Türkiye’de yerli ve temiz elektrik üreticilerinin ithalata dayalı ve daha pahalı kömür ve gaz üreticilerine piyasayı dengeleme amacıyla “destekleme bedeli” ödemesinin şart koşulması, yenilenebilir enerji sektöründe endişeye neden oluyor.

Bu gündem yoğunluğunda göz ardı edilen yeni bir IPCC raporu ise iklim değişikliği risk ve etkilerinin yıkıcı boyutunu, bunlara uyum kapasitemizi ve bunun sınırlarını değerlendirirken şimdiye kadar yaptığı en net uyarıyla şimdi harekete geçmemiz gerektiğini söylüyor.

Yaşanan bu gibi gelişmeleri anlamakta zorluk çekmek ve kabul etmekte direnmek, aslında son derece doğal. Önüne geçemediğimiz olaylar ve dönemler arttıkça refleks olarak verdiğimiz tepkilerin ve hissettiklerimizin giderek artan olumsuzluğu da: Karamsarlık, öfke, çaresizlik, adaletsizlik, aidiyetsizlik hisleri. Hatta panik, stres, anksiyete ve depresyon durumu.

 

Bu duygudurumun altında yatan çeşitli ve birbiriyle ilişkili faktörler var:

  • Şimdiden deneyimlediğimiz ve gelecekte artan ölçekte maruz kalacağımızı bildiğimiz iklim risk ve etkilerinin neden olduğu belirsizlik,
  • iklim değişikliğinin tetiklediği etkilerle şiddeti ve sıklığı artan sel, yangın, kuraklık gibi felaketlere karşı duyulan kaygı ve korku
  • Küresel sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlandırmak için daralan vakit,
  • Atılması gereken adımların gün gibi ortada olmasına rağmen maruz kaldığımız politik atalet ve ekonomik atalet,
  • Maddi ve manevi kaybettiklerimiz ve yerine koyamayacaklarımız için duyduğumuz yas,
  • Ve daha geniş perspektifte; toplumsal, siyasal, ekonomik ve ekolojik paradigma değişimini gerektiren sistemik çıkmazların neden olduğu, çağımızın hastalıklarının başında gelen varoluşsal depresyon iklimiyle psikiyatri dünyasına yeni bir tanısal açılım katan iklim-depresyonu (iklim değişikliği kaynaklı depresyon).

 

İklim bilinçli bireyler için öfkelenmemek, karamsarlığa ve çaresizliğe kapılmamak bazen içten değil; aksine, bunları tecrübe etmek de bir hak.

“Bu da mı iklim?” sorusuna yılmadan “Evet, her şey iklim ve iklim her şey” demenin de bir hak oluşu gibi.

Antroposen çağına denk gelmek neslimizin ortak kaderi olsa da iklim bilincini ve mücadelesini bu neslin her kuşağına yaymanın güdümlü, meşru ve zamansız bir hak arayışı olması gibi…

Çünkü sektörler, disiplinler ve uluslar üstü bir gerçeklik olan iklim değişikliği bambaşka bakış açılarını, coğrafyaları ve hayatları birleştiren bir olgu. Ve iklim krizine karşı verdiğimiz mücadelede bunu kendimize ve birbirimize hatırlatmak için,

Bu arayışında yalnız olmadığını görmek için,

Duygularında biricikken dünyayla bir olabileceğini hissetmek için,

Umut bulmak ve umut vermek için,

Aidiyet hissini, dayanışma ruhunu, birlikteliğin gücünü deneyimlemek için,

İyileşebilmek, iyi kalabilmek ve iyileştirebilmek için

Dünya için, doğa için, tüm türler için,

Her şeyden önce kendin için

Arkanda ben varım, biz varız; arkanda iklim bilinçli nesil var.

Bu yıl 26 Mart Cumartesi günü Dünya Saati Dönüşüm Saati diyor ve buluşuyoruz, seni de aramızda görmek istiyoruz!

 

 

Sırça Sare Göğüş
WWF-Türkiye, İklim ve Enerji Uzmanı

DÜNYAMIZI KORUMAK BİRLİKTE MÜMKÜN

ÇALIŞMA SAATLERİ
Pzt - Cuma 09:00 - 17:30
Cmt - Pazar KAPALI
TELEFON
+90 (212) 528 20 30
E-POSTA
dunyasaati@wwf.org.tr